7 Ocak 2012 Cumartesi

Geçen gün kaptırmış uzaya çıkmışız arkadaşla...

Bilinçaltımın gardırobumdan daha karışık olduğu bir gün gene uyurken, Türkiye'de Fransız şarabı satmaya karar verdik bir arkadaşımla. Ama normalde bankacı olan bu arkadaşım, rüya için PVC pencere ithalatçısı kılığına girmişti. Dedi ki benim PVC'lerin arasına kamyona şişeleri koyarız, rahatça da getiririz. Ben tabii ki, PVC'ler, şişeler ve kazanacağım ganilerce paranın hayaliyle rüyamda bu öneriyi kabul ettim. Selvi Boylum Al Yazmalım'daki kırmızı kamyonun farklı desenlisinden bir kırmızı kamyona bindik. Ben kazanacağım paraların heyecanında, o pencerelerini ülkeye getirmenin huzurunda çocuklar gibi şendik, bin atlı o gun dev gibi bir orduyu yendikdiye gidiyoruz kamyonda. Sonra bir anda arkaşım korkulu gözlerle yüzüme baktı, "vites ve gaz aynı anda kitlendi" dedi. Ben araba kullanmaktan anlamadığım için ne kadar korkmam gerektiğini bilmediğim için, çok korktum. "Sorun değil, mecburen uçacağız" diyerek direksiyonu şarampole doğru kırdı. Biz yolun kenarındaki bariyerleri kırdık, havada uça uça aşağıya doğru düşüyoruz, sonra bir anda direksiyonun yönünü değiştirdi. Hooopp bizim kamyon aşağı değil yukarı doğru çıkmaya başladı. Dimdik gökyüzüne doğru uçuyoruz. Bulutların içinden geçtik, açık mavideyiz. Onu da geçtik, bayağa uzaya çıktık. Ben oksijen tükenecek vay anam diye ağlamaya başladım. O da ağlarsan, oksijeni tüketirsin ağlama diye bana kızıyor.. Sonra bir anda bize kara göründü. Puff diye başka gezegene düştük. Düşünce tabii ki "burası Plüton'a benziyor ama Plüton'u da gezegenlikten çıkardılar, vay arkadaş yılların gezegeninin başına gelenler" geyiğine başladık. Sonra ben oksijenimizin tükendiğini ve nefes alamadığımı hissettim, o kadar şişe şaraba yazık oldu diye düşünerek sıçrayarak uyandım.
Meğer kedi gelip kafamın önüne oturmuş, nefes alamıyormuşum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder