30 Ocak 2012 Pazartesi

Büyük prodüksiyonlu rüyalar, açılın ben geliyorum!!!

Şimdi bir hayli zaman oluyor, geçmiş günlerde bir rüya gördüm ama sanırsınız ki Lars von Trier ve George Lucas ortak yapımı, iş birliği, iyi arkadaş dostluğu, karın tokluğu falan...

Rüyanın ilk başı; ben dahil kimse henüz konuyu bilmemektedir. Kızıla çalar kahverengi bir renk görürüz, tam ortasında siyah bir çizgi vardır. Çekim tepeden, helikopter kamerayla başlar sonra jimmy jib ile görüntüye dalar gibi bir anda o kızıllığın üzerindeki siyah çizgiye doğru görüntü zoom yapar. O an kızıl üzeri siyah çizginin; Meksika'da kızıl topraklı bir çölü ortadan ikiye bölen çift şeritli yol olduğunu anlarız. Yolun üzerinde mavi bir araba vardır. Ekran kararır, benim bakış açımla sahne yeniden açılır.
Ben arabada muavin koltuğundayım, ablamın eşi arabayı kullanıyor. (Şimdi burada Meksika çölüne düşüp, enişteyi rüyasında gören vizyonsuz kişi olarak yargılamayın, kendisi türlü maceraya açık bir kimse olmasından kelli rüyada bu roldedir diye düşünüyorum) Ben sürekli beni öldürecekler diye bağırıyorum, o sürekli hayır seni kurtaracağız diye bağırıyor. Meğersem, ben ışınlamayı bulmuşum. Meksika mafyası ışınlanma konusunda benden bilgileri çalmak için peşime düşmüş ama biz şahane plan yapmışız. Benim nereye gittiğimden, ailemden kimsenin haberi yok. Enişte bu zorlu görevi üzerine almış. Beni Kolombiya'da bir yere bırakacak, yoldan bana çok benzeyen bir kızı alacak ve Meksika'ya onunla gelecek ( Evet Meksika'nın Kolombiya'ya sınırı olmadığını gerçek hayatta biliyorum). Böylece, Meksikalılar kızı ben sanacak!!
Planlara bak be, yaban çakalıyız resmen :)

Neyse, sınıra ertesi gün varacağımız için, o geceyi bir evde geçireceğiz. Ev önceden ayarlanmış. Kimsenin oradan haberi yok. Tam biz bahçeye girerken, yan bahçedeki genç delikanlıyı görüyorum. Ama hani filmlerde "ulan bu herifin rolü bu kadar değildir, bir yerden tekrar çıkar bu it" dediğiniz karakterler vardır ya, aha da o karakter kendisi. Ha bir de benim eski iş yerinden arkadaşım bu arada :)

Eve girdiğimiz anda, evin etrafında bir sesler başlıyor, bize doğru ateş etmeler, kapıyı kırmaya çalışmalar falan.. Meksikalılar yerimizi bulmuş !! Bu arada adamların Meksikalı olduklarını şapkalarından anlıyoruz. Şapkayla ne alıp veremediğim varsa, her yer şapka rüyada... Ben tam panikliyorum, vay ben öldüm, ah ben öldüm diye; enişte git mutfak tezgahının altına saklan diyor. Mutfağa bir giriyorum ki 3 metre falan büyüklükte bir uzaylı. Uzaylı dediysem, yeşil falan değil. Star Wars'daki Darktrooper askerlerinden. Huups diye kafama bir başlık geçiriyor. Meğersem bu uzaylı ben, insanları ışınlayınca onları gönderdiğim gezegenden geliyormuş beni kurtarmaya! Aman uzaylı, canım uzaylı.. Bana başlığı takıyor, ben anında görünmez oluyorum. Daha doğrusu ona tam görünmezlik denemez. Yuvarlak florasanlar vardır ya, işte onun şeklinde mavi neon ışık oluyorum. Ama tabii ki kimse benim neon ışık olacağımı tahmin etmediği için, kapı aralığından dışarı yuvarlanarak, enişteyi kurtarmaya destek kuvvet aramaya gidiyorum. Ben mavi ve yuvarlak halimle yuvarlanırken, bahçedeki eski iş arkadaşım çok amerikanvari bir şiveyle " Hey, nereye gidiyorsun dostum?" diye sesleniyor. Allahım, adam neon ışık halimi tanıdı! Hemen ona doğru yuvarlanıyorum, kendimden mavi ışıklar çıkararak polis çağırması gerektiğini ona anlatırken uyandım...

1 yorum:

  1. hatırlıyorum bu rüyanı puahahahaa o zaman da çok gülmüştüm şimdi yine çok güldüm :))))

    YanıtlaSil